Çalıkuşu telifsiz oluyor: Reşat Nuri ve Cahit Sıtkı kamuya açılıyor
Reşat Nuri Güntekin ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın eserleri üzerindeki koruma 31 Aralık’ta doluyor. 1 Ocak 2027’den itibaren Çalıkuşu’nu ve Otuz Beş Yaş’ı isteyen yayınevi basabilecek. Sabahattin Ali’de telif düştüğünde on günde yedi yayınevi devreye girmişti.
Türk edebiyatının iki büyük ismi yılbaşında kamuya mal oluyor. Reşat Nuri Güntekin ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın eserleri üzerindeki mali hak koruması 31 Aralık 2026’da doluyor; 1 Ocak 2027’den itibaren Çalıkuşu’nu da Otuz Beş Yaş’ı da isteyen yayınevi izin almadan, telif ödemeden basabilecek.
Tarih neden tam olarak 1 Ocak?
Hesap, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na dayanıyor. Kanunun 27. maddesine göre koruma, eser sahibi yaşadığı sürece ve ölümünden itibaren 70 yıl sürüyor. Ama sürenin başlangıcı ölüm günü değil: 29. madde, ölüm yılını takip eden yılın ilk gününü başlangıç sayıyor.
Reşat Nuri Güntekin 7 Aralık 1956’da, akciğer kanseri tedavisi için gittiği Londra’da öldü. Cahit Sıtkı Tarancı ise iki ay önce, ekim 1956’da Viyana’da hayatını kaybetmişti. Aynı yıl ölmeleri, iki külliyatın aynı günde açılması sonucunu doğuruyor.
Hangi kitaplar serbest kalıyor?
Reşat Nuri Güntekin yirmiden fazla roman, otuza yakın özgün oyun ve çok sayıda hikâye bıraktı. En bilinenleri:
- Çalıkuşu (1922) — yazarın en çok okunan romanı
- Dudaktan Kalbe
- Yaprak Dökümü
- Yeşil Gece
- Değirmen
- Anadolu Notları — gezi ve gözlem yazıları
Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiir kitapları ise sayıca az ama etkisi büyük:
- Ömrümde Sükût (1933)
- Otuz Beş Yaş (1946)
- Düşten Güzel (1952)
- Sonrası (1957) — ölümünden sonra derlenen şiirler ve çeviriler
Kamuya mal olmak ne demek?
Koruma süresi dolan eser, kanunun ifadesiyle “kamuya mal olmuş” sayılıyor. Bu, eserin sahipsiz kaldığı anlamına gelmiyor: mali haklar düşüyor, manevi haklar düşmüyor. Yani herkes basabilir, ama kimse eseri sahiplenemez, yazarın adını kaldıramaz, metni yazarın itibarını zedeleyecek biçimde değiştiremez.
Pratikte değişen şey şu: bugüne kadar bu kitapları basmak için hak sahibiyle sözleşme yapmak ve telif ödemek gerekiyordu. Yılbaşından sonra gerekmeyecek.
Sabahattin Ali’de ne olmuştu?
Bu sorunun yakın tarihli bir cevabı var. Sabahattin Ali’nin eserleri üzerindeki koruma düştüğünde, ilk on gün içinde yedi ayrı yayınevi kitaplarını bastı: Doğan Kitap, Altın Kitaplar, Puslu Yayıncılık, Epsilon, Everest, Destek ve Nilüfer. Sonraki yıllarda liste uzadı.
Bugün gelinen noktayı tek bir kitap özetliyor: Kürk Mantolu Madonna’nın bandrol kayıtlarında 121 ayrı basımı görünüyor. Aynı romanın yüzden fazla farklı baskısı raflarda yan yana duruyor.
Okur için ne değişiyor?
Rekabet fiyatı düşürüyor; bu iyi haber. Ama telifsiz kitapta baskılar arasındaki fark kapak tasarımından ibaret olmuyor. Aynı metnin farklı baskıları arasında dikkat edilecek birkaç nokta var:
- Sadeleştirme: 1920’lerin Türkçesiyle yazılmış bir metin sadeleştirilmiş mi, yoksa özgün diliyle mi basılmış? İkisi çok farklı okuma deneyimi.
- Kısaltma: Bazı baskılar “gençler için” diye kısaltılmış metinler sunuyor ve bunu kapakta yazmayabiliyor.
- Editörlük: Telifsiz metni basmak ucuz; düzeltmenden ve editörden geçirmek değil. Dizgi hatası ve eksik bölüm, ucuz baskıların bilinen sorunu.
- Künye: Hangi baskının esas alındığı yazıyor mu? Ciddi yayınevleri yazar.
Yabancı eserlerde bu tabloya bir de çeviri sorunu ekleniyor: telifsiz bir metnin çevirisi telifsiz değildir, çevirmenin hakkı ayrıdır. Buna rağmen aynı çevirinin farklı adlarla dolaştığı örnekler yayıncılık gündeminin sabit maddelerinden.
Künye
| Yazarlar | Reşat Nuri Güntekin (1889-1956), Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956) |
| Yasal dayanak | 5846 sayılı FSEK, madde 27 ve 29 |
| Koruma süresi | Ölümden sonra 70 yıl |
| Sürenin başlangıcı | Ölüm yılını takip eden yılın ilk günü |
| Korumanın bitişi | 31 Aralık 2026 |
| Kamuya mal olma | 1 Ocak 2027 |
Yorumlar
Bu habere henüz yorum yapılmamış.