Diyarbakır’da 9 bin yıllık madencilik atölyesi gün yüzüne çıktı
Çayönü Tepesi’ndeki kazılarda MÖ 6900-6800’e tarihlenen bir madencilik işliği bulundu. Taş döşeli, çatılı atölyede 42 malakit ve bakır eser ele geçirildi. Bölgedeki madencilik geleneği iki bin yıl sürmüş.
Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki Çayönü Tepesi’nde yürütülen kazılarda, madencilik tarihini değiştirebilecek bir buluntu ortaya çıkarıldı: yaklaşık 9 bin yıllık bir madencilik işliği.
İşlik, MÖ 6900-6800 dolaylarına tarihleniyor ve yaklaşık beş metrekarelik bir alanı kaplıyor.
Atölye nasıl bir yer?
Buluntunun önemi yalnızca yaşından gelmiyor; yapının kendisi bir üretim alanı olarak tasarlanmış:
- Merkezde taş döşeli bir çalışma alanı bulunuyor.
- Çevresinde en az altı direk deliği tespit edildi.
- Direk delikleri, çalışma alanının bir çatıyla örtülü olduğunu gösteriyor.
Yani söz konusu olan, tesadüfen metal işlenmiş bir köşe değil; üstü kapalı, düzenlenmiş, sürekli kullanım için kurulmuş bir atölye.
Ne bulundu?
İşlikte ve çevresinde toplam 42 malakit ve bakır buluntu ele geçirildi. Bunlar arasında hiç işlenmemiş malakit parçaları, yarı işlenmiş örnekler, işlenmiş malakit, bakır boncuklar ve bakır nesneler yer alıyor.
Malakit ne, neden önemli?
Malakit, bakır içeren yeşil renkli bir mineral. Tarih öncesi toplumlar için iki işlevi vardı: renginden ötürü süs ve boya malzemesi olarak kullanılıyordu, ama asıl önemi bakırın kaynağı olmasıydı.
İşlikte hem ham malakitin hem yarı işlenmiş örneklerin hem de bakır boncuk ve nesnelerin bir arada bulunması, bu geçişin adım adım izlenebildiği anlamına geliyor: taştan metale giden yolun her aşaması aynı zeminde duruyor.
Metalurjinin başlangıcı, insanlık tarihinin en belirleyici eşiklerinden biri sayılıyor. Bu yüzden 9 bin yıllık bir işlik, yalnızca bir bina kalıntısı değil; o eşiğin nasıl aşıldığına dair somut bir kayıt.
İki bin yıllık bir süreklilik
Çayönü’nde bakır ve malakit kullanımının izleri MÖ 9100’lere kadar geriye gidiyor. Yeni bulunan işlik ise MÖ 6900-6800’e tarihlendiğine göre, aynı alandaki madencilik geleneği yaklaşık iki bin yıl sürmüş.
Bu süreklilik, buluntuyu tek seferlik bir keşiften çıkarıp bir üretim kültürünün kanıtı haline getiriyor: kuşaklar boyunca aynı yerde, aynı işi yapan insanlar.
Çayönü neresi?
Çayönü Tepesi, Neolitik dönem araştırmalarında Türkiye’nin en bilinen kazı alanlarından biri. Yerleşik hayata geçiş, tarımın başlangıcı ve erken mimarlık üzerine yapılan çalışmalarda uzun süredir başvurulan bir yer.
Madencilik işliğinin bulunması, alanın bilinen önemine yeni bir başlık ekliyor: Çayönü yalnızca yerleşmenin değil, üretimin de erken örneklerinden birini barındırıyor.
Kazılar 1964’te başladı
Çayönü, 1963’te yüzey araştırmaları sırasında keşfedildi. İlk kazılar bir yıl sonra, Halet Çambel ile Robert J. Braidwood’un başlattığı çalışmayla 1964’te yapıldı. Kazılar 1991’e kadar Braidwood, Çambel ve Mehmet Özdoğan tarafından sürdürüldü.
O yıl güvenlik gerekçesiyle ara verilen çalışmalar, 2015’te yeniden başladı. Yeni madencilik işliği de bu ikinci dönem kazılarının buluntusu.
Höyükteki en erken insan yaşamı izleri yaklaşık 12 bin yıl öncesine, MÖ 10.000 dolaylarına uzanıyor. Çayönü, göçebelikten yerleşik hayata, avcılık ve toplayıcılıktan üretime geçişin izlendiği sayılı yerlerden biri: tarımın ilk uygulandığı ve hayvanların evcilleştirildiği alanlar arasında sayılıyor.
Buluntunun künyesi
| Kazı alanı | Çayönü Tepesi, Ergani, Diyarbakır |
| Buluntu | Madencilik işliği (atölye) |
| Tarihlendirme | MÖ 6900-6800 |
| Alan | Yaklaşık 5 metrekare |
| Yapı özellikleri | Taş döşeli çalışma alanı, en az 6 direk deliği, çatı örtüsü |
| Buluntu sayısı | 42 malakit ve bakır eser |
| Bölgedeki en erken iz | MÖ 9100 dolayları |
Kültür mirası haberlerini takip ediyoruz: Sinopale 20. yılında başladı →
Yorumlar
Bu habere henüz yorum yapılmamış.